BETONARME DERS NOTLARI
Prof.Dr.AHMET TOPÇU BETONARME DERS NOTLARI için betonarme1.
Prof.Dr.AHMET TOPÇU BETONARME DERS NOTLARI için betonarme2.
Perspektif Ders Notları
AÇIKLAMALAR ………………………………………….. ….
GİRİŞ ………………………………………….. ….
ÖĞRENME FAALİYETİ 1 ………….
1. BASİT CİSİMLERİN PERSPEKTİFİ ………………………………………….
1.1. Perspektif ………………………………………….. …
1.1.1. Tanımı ………………………………………….. ……………..
1.1.2. Perspektif çeşitleri………………………………….. … .
UYGULAMA FAALİYETİ …………………………………
PERFORMANS DEĞERLENDİRME………………………………. ………. …
UYGULAMA FAALİYETİ ………………………………………….. ……..
PERFORMANS DEĞERLENDİRME………………………..
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME………………………………. ………. ..
ÖĞRENME FAALİYETİ-2 ………………………………………….. …………….
2. KARMAŞIK CİSİMLERİN PERSPEKTİFİNİN ÇİZİMİ…………………………………….. …..
2.1. Bakış Yönü Belirlemek…………………………………. …………………..
2.2. Görünmeyen Kenarların Çizimlerle İfade Edilmesi ………………………………………….. ..
UYGULAMA FAALİYETİ ………………………………………….. ……..
PERFORMANS DEĞERLENDİRME………………………………. ……….
2.3. Görünmeyen Boşlukların Çizimlerle İfade Edilmesi…………………………………… ………
UYGULAMA FAALİYETİ …………………………………….
PERFORMANS DEĞERLENDİRME…………………….
UYGULAMA FAALİYETİ …………………………………
PERFORMANS DEĞERLENDİRME………………………………. ………
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME……………………………
ÖĞRENME FAALİYETİ-3 ………………………………..
3. PERSPEKTİFİN GÖLGELENDİRİLMESİ ………………………………….
3.1. Gölgelendirme ………………………………………….. ……………..37
3.1.1. Tanımı ………………………………………….. ……………..
3.2. Gölgelendirme Teknikleri…………………………………. ………………
3.2.1. Işık Kaynağının Yeri …………………………………….
3.2.2. Bakış Noktasının Yeri ………………………………..
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME………………………………. ………. ….
MODÜL DEĞERLENDİRME………………………………. ………. .
CEVAP ANAHTARLARI………………………………… …………..
KAYNAKLAR………………………………….. ………………………..
File perspektif.zip (1629 KB)
perspektif..rar
Mimarlık Öğrencisi Nasıl Belli Olur?
1.Saatin alarmı uyumak zorunda olduğunuz zamanı anlatıyorsa…
2.Herkes size günaydın derken aslında sizin gününüz hiç aymadıysa…
3.20 saat aralıksız çizim yapabiliyorsanız…
4.ödev teslimlerinde son gün telaşı yaşıyorsanız ve projeleriniz hiç bitmiyorsa….
5.Bir haftasonu 20 saat aralıksız uyuyabiliyorsanız…
6.Genelde hareketsiz nesneler ile kavga ediyorsanız…
7.Herkes diziyi izlerken siz arkadaki eşyalara ,oda düzenine bakyorsanız…
8.Okulda ortalık yerde mangal partileri verip,ertesi gün şehircilik jürisi yapılacak olan atölyede çiğ köfte partisi verdiyseniz…
9.Bir cd yi 48 saatten fazla bir süre dinlediyseniz..
10. 48 saatten fazla bir süre aynı CD’yi dinlediyseniz…
11.Toplum içerisinde gözükmüyorsanız…
12.Asistanınıza okul ikinci evim oldu hocam dediğinizde artık birinci evin olacak o zaman diye cevap verirse…
13.Okulda yatıp kalkmaya başladıysanız veya dişlerinizi okulda fırçaladıysanız…
14. Koca bir rulo filmi koridoru çekerek harcadıysanız…
15.Sınıfınızdaki erkek öğrenciler oryantal oynamaya başladıysa…
16.Çöp şişlerle herkes mangalın tadını çıkarırken siz iki gecenizi verdiğiniz “kabuk strüktür”oluşturmaya çalışıyorsanız…
17.Maket yaparken geri dönüşüm konusunda canavarlaşıyorsanız…
18.Son gün maket malzemesi bitmesin diye dua ediyorsanız…
19.Gece gündüzünüz birbirine karıştıysa.
20.Bir öğünde kahvaltı, öğle yemeği ve de akşam yemeğini karıştırabiliyorsanız…
21.Gittiğiniz kebapçıda bile arkadaşınızın kulağına ustanın başındakini göstererek”Baksana Calatrava’nın tasarımına benziyor”diyip kahkaha atabiliyorsanız…
22.Sevgilinizi buluşmaya şantiyeye götürüyorsanız…
23.Diğer bölümlerde okuyan arkadaşlarınız size acır gözlerle bakıyorsa…
24.Birileri size tatil fotoğraflarını gösterdiklerinde “insan ölçütü”nü soruyorsanız…
25..Autocad, 3d Studio Max ve Photoshopu biliyor ve de ayrıca websayfası yapabiliyorsanız ama excel’in nasıl kullanılacağına dair fikriniz yoksa…
26.Ölü ya da diri büyük mimarlara, sanki ezelden beri onları tanıyormuşsunuz gibi lakaplarıyla hitap ediyorsanız…
27.Hırdavatçıya bir gün uğramasanız eksikliğiniz hissediliyorsa…
28. Dışarıdan çöp toplar gibi maket malzemesi topluyorsanız…
29.Otobüse bindiğinizde bir türlü sığamadığınız için yanınıza kimse oturmuyorsa…
30.Dönem başlarında bakımlı, ortasında normal sonunda ise tamamen bir çöplük gibi gözüküyorsanız.. .
31.Sürekli mide ağrısı çekmeye başladıysanız ve çizim masasında uyuyakalıyorsanız…
32.Elinizdeki maketlerle otobüse en son binebiliyorsanız…
33.Şehrinizdeki heykellere bakıp: “olmamış” demeye başladıysanız
34.Evlerin ve çevrenin kontörlerini teknik çizim halinde görüyorsanız ve yapı dersleri için uygulama projesinde ne kullanabilirim diye bakıyorsanız…
35.Gece rüyanızda -uyuduğunuz kısa süreler içerisinde görebilirseniz tabi- proje çözüyorsanız…
36.Hasta olduğunuzda konsept, biçem, hacim diye sayıklıyorsanız..
37.Evinizin en kalabalık üyeleri kırtasiye malzemeleri ve de küflenmiş yemeklerin üzerindeki yaşam formları ise…
38.Fotoğraf makinenize isim taktıysanız, ve her güzel iç mekan çekiminde “aferin oğluma” diyorsanız…
39. En son sosyal aktiviteniz altı ay önceye tekabül ediyorsa…
40.Kırtasiyede sizi kırmızı halıyla karşılıyorlarsa ve hepsinin hayat hikayelerini,isimlerinin anlamı biliyorsanız(bknz bayan adı:Beykan=Bey kanı demekmiş=Hiç tanımadıkları bir beyfendinin kan vermesiyle hayata dönen kız)…
41.Okunacak kitaplarınız başınızda dağ sıraları şeklinde biriktiyse…
44.Zaman algılamanızda kaymalar başladıysa…
45.Yaz tatilinde dahi okula gitmeyi özlediyseniz ve arada bir gidiyorsanız…
46.Tatiller sizin için en önemli uyuma vakitleri ise…
47.Hafta sonu hiç boş olmuyorsanız ve sürekli projenize çalışmanız gerekiyorsa…
49.Ve bunlara rağmen hala dünyanın en mutlu insanı sizseniz…
50.Siz bir mimarlık öğrencisisiniz…
Ne Zaman Gerçek Bir Mimarlık Öğrencisi Olursunuz??
- “bari bir faydası olsun” diye çok okumak isteyip zaman yetiştiremediginiz
kitapların resimlerine bakıyorsanız,
- haftalık ders saatiniz ve ödev saatiniz haftanın tüm zamanından fazlaysa,
- bütçenizdeki en büyük delik “oluklu mukavva” ve “şöhler karton”sa,
- yapmak zorunda olduğunuz ödevleri önem sırasına koyuyorsanız ve hepsini bitiremeyeceğinize eminseniz,
- yurttaki oda arkadaşınız sizin ıvır zıvırlarınız içinde odada kayboluyorsa,
- yüzden fazla kaleminiz var ama türk dili sınavına girmek için 0.5 uçlu kalem bulamıyorsanız,
- gördüğünüz kabusları: (…ama çok güzel bir romanesk binanın
içindeydik…) diye anlatıyorsanız,
- “bugün mimarlık yok” dediğiniz günlerde kitapçıya gidip “yapi” dergisi alıyorsanız,
- banyo yapmaya zaman bulamıyorsanız,
- tuvalete eskiz defteri ile girmeye başladıysanız,
siz tam bir mimarlık ögrencisisinizdir!
Bir başkası;
Siz mimarlık öğrencisisiniz…
- dışarıdan çöp toplar gibi maket malzemesi topluyorsanız
- otobüse bindiğinizde bir türlü sığamadığınız için yanınıza kimse oturmuyorsa…
- dönem başlarında bakımlı, ortasında normal sonunda ise tamamen bir çöplük gibi gözüküyorsanız..
- sürekli mide ağrısı çekmeye başladıysanız
- scrolling yapmaktan parmaklarınız sürekli seğirmeye başladıysa
- gerçek yaşamda 3d orbit ve de zoom all özelliklerini arıyorsanız ve bulamayınca şaşkınlığa düşüyorsanız..
- evlerin ve çevrenin kontörlerini teknik çizim halinde görüyorsanız
- gece rüyanızda *uyuduğunuz kısa süreler içerisinde görebilirseniz tabi* proje çözüyorsanız
- hasta olduğunuzda konsept, biçem, hacim diye sayıklıyorsanız..
- evinizin en kalabalık üyeleri kırtasiye malzemeleri ve de küflenmiş yemeklerin üzerindeki yaşam formları ise
- fotoğraf makinenize isim taktıysanız, ve her güzel iç mekan çekiminde “aferin oğluma” diyorsanız
- en son sosyal aktiviteniz altı ay önceye tekabül ediyorsa
- ozalitçide ve kırtasiyede sizi kırmızı halıyla karşılıyorlarsa
- okunacak kitaplarınız başınızda dağ sıraları şeklinde biriktiyse
- antik yunan ve Romalılardan artık gina geldiyse ve hepsinin üzerlerindeki drapeli elbiselerini alıp müsait…. Neyse…
- yine aynı bağlamda mimarlık tarihi derslerine rahat çalışabilmek için bir zaman makinesı yapıp bilinen tarihi daha kolay anlaşılabilir bir şekle sokmak amacı gütmeye başladıysanız.. hatta piramitlerin sizin düşündüğünüz fikri uygulayan birileri tarafından yapıldığına inanıyorsanız…
- zaman algılamanızda kaymalar başladıysa
Siz mimarlık öğrencisisiniz…
Çizim masasında ya da bilgisayarda o kadar çok kalmak zorunda kalırsınız ki artık etrafınızdaki herkes dik dur demeye başladıysa…
-Proje teslim günlerinde sabahladığınızda gün ışımaya başladığında hala yapmanız gerekenin yarısını bile yapamadığınızı farkediyorsanız… Ve kalan 1 saatte herşeyi bitirebiliyorsanız…
-Akşamki halinizden farklı olarak sadece ayağınıza bir ayakkabı geçirerek ozalitçiye herkesten önce gitmeye çalışıyorsanız… Ve bunun tek sebebinin yaşam sıvınız olan nescafeden sadece bir kupa daha rahatça ve zafer kazanmışcasına içmek olduğuysa…
-Eğer yurtta kalıyorsanız ve sizin binanızda başka bölümlerde okuyanlar da varsa etüd odasına her girdiğinizde “üff yine mi bunlar, şimdi cetvel seslerinden durulmaz, bıktım bunların çizimlerinden “..ve bunlara benzer anlamlar çıkarabileceğiniz bir sürü gözle karşılaşıyorsanız…
-Hele de maket yaparken zaten kimseyle göz göze gelmemeye çalışıyorsanız…
-Her akşam başınıza dikilip, zaten çok az olan vaktinizden fedakarlık yaparak maketiniz ya da projeniz hakkında sorular soranlarla uğraşmak zorunda kalıyorsanız…
-Sevgiliniz durumu idare edecek kadar teknik çizim kuralları öğrenmişse…
-Eğer peyzaj mimarı iseniz; Sevgiliniz bitkilerin latincelerini de söylemeye başlamışsa
-Uygulama ya da fidanlıktan sonra iyice yıkanıp paklanmadan insan içine çıkamıyorsanız…
-Çıkmak zorunda kaldığınızda herkes çamur içindeki ayaklarınıza ve paçalarınıza bakıyorsa…
-Peyzaj mimarı olduğunuzu öğrenen herkes bizim evde bir çiçek var diyerek lafa başlıyorsa…
-Projenizi el çizimi teslim etmek zorunda kaldığınızda yeşil alanlardaki çimi göstermek için yapmanız gereken milyonlarca noktayı tamamlayamadan uyuyakalıyorsanız…
-Maket yaparken yapıştırıcılar yüzünden kafayı bulduysanız…
-Ve herşeyden önemlisi saydığım tüm maddelerden inanılmaz haz alıyorsanız…
….EVETTT Doğru yoldasınız….
Mimariye Giriş Ders Notları
Notları buradan indirebilirsiniz.
Yapı Teknolojileri Ders Notları – Kagir
Yapı teknolojileri ders notlarını buradan indirebilirsiniz.
Cihat Hazardağlı Filmi: The WaterColor 13 Kasım’da Sinemalarda
Ünlü karikatürist-illüstratör Cihat Hazardağlı; sanatını, fırçalarını, maketlerini, heykelciliğini, grafik ustalığını film dünyasına taşıdı… Ama tabii ki kendi yöntemiyle… Hayal ve yaratıcılık dijital ortamda bir araya geldi… Maketler, çizimler ve fotoğraf sanatı ile dijital efektli suluboya tekniği buluştu. Ve ünlü oyuncular bir araya geldi, suluboya tablolarından oluşan bir film yaratıldı…
Hazardağlı’nın 3 yıl boyunca üzerinde çalıştığı, hem yapımcılığını hem de yönetmenliğini üstlendiği “The Watercolor-Suluboya” İngilizce dublaj ve Türkçe altyazılı olarak 13 Kasım’da vizyona giriyor.
Senaristliğini, yönetmenliğini ve yapımcılığını Hazardağlı’nın yaptığı The Watercolor-Suluboya’da çocuk oyuncu Sarp Alemdaroğlu, Haluk Bilginer, Savaş Dinçel, Cansel Elçin, Asu Emre, Altan Erkekli, Ahmet Gülhan, Tamer Karadağlı, Bedri Koraman, Fergan Mirkelam, Metin Uca, Tuba Ünsal, Ayşenur Yazıcı, Serra Yılmaz, Selçuk Yöntem rol aldı. Filmin çekiminden sonra hayata gözlerini yuman Savaş Dinçel’i ise yakın dostu Müjdat Gezen seslendirdi.
Müziğini Fazıl Say’ın yaptığı film, Türkiye’de basılan ilk dijital film olma özelliğine sahip. Bilgisayar ortamında hazırlanan “The Watercolor-Suluboya”da tüm mekanlar maket olarak yapıldı ve film kareleri için oyuncular tek tek fotoğraflandı. Film gösterime hazırlanana dek tam 3 milyon işlemden geçti.
Mekanların maketleri yapıldı, sanatçılar özel bir teknikle boyandı, çekilen binlerce kare fotoğraf ve suluboya efektleri birleştirildi. Oyunculuk ve renkler bir arayla geldi. Akıp giden sahneleriyle yine sanat konulu bazen ağlatacak, bazen güldürecek bir senaryo ortaya çıktı…
Cihat Hazardağlı deyince akıllara yıllar önce yaptığı Plastip Show’lar veya basındaki çizgileri gelebilir. Ama Hazardağlı bu kez bambaşka bir teknikle izleyenleri şaşırtacak. Türk halısı gibi işlenmiş bir film izleyecek sinemaseverler.
The Watercolor-Suluboya’nın hikayesi:
Filmin konusunun merkezini sanat oluşturuyor; resme çok yetenekli ve meraklı olan 12 yaşındaki Marco’nun hayalleri, hedefleri, babasının onu bir gün üç sokak ressamı ile tanıştırmasıyla bambaşka bir boyuta geçer…
Yalnızca üç ihtiyar ressam değildir Marco’yu büyüleyen… Bir de ressamların birlikte büyüttüğü 18 yaşındaki Lorella hayatının merkezine girer küçük Marco’nun… Lorella’nın Marco’ya resim dersi vermesiyle sürer bu ilişki… Marco bu güzel resim öğretmenine aşık olmuş sanatla birlikte aşkı ve cinselliği de keşfetmeye başlamıştır artık…
Ama Marco’nun aşkı karşılıksızdır; Lorella suluboyayı küçümseyen bir sanat koleksiyoncusuna aşıktır. Marco ise geleceğin en büyük suluboya koleksiyoncusu olmak için bulduklarını biriktirir. Marco 30’lu yaşlarında koleksiyonunun kutularını açar. Yaşlıların geçmişini araştırır; buldukları hayatını değiştirecektir.
Künye:
Senaryo-Yönetmen: Cihat Hazardağlı
Yapım Şirketi: Haz- Art
Süre: 84 dk
Filmin Gösterime Gireceği Sinemalar:
İstanbul: Cinebonus Astoria, Cinebonus G-Mall, Cinebonus Historia, Cinebonus Palladium, İzmir: Cinebonus Balçova Kipa, Ankara: Cinebonus Gordion, Eskişehir: Cinebonus Espark, Kayseri: Cinebonus Kayseri Park, Mersin: Cinebonus Forum Mersin
Not: Film hakkında detaylı bilgi, fotoğraf ve fragman için: www.watercolormovie.com
Kim Mimarlık Öğrencisi Olmak İster ki?
Tarih: 23 Ekim 2009
Kaynak: Times Online
Yazan: Tom Dyckhoff
Çeviren: Betül Tuncer
Kim mimarlık öğrencisi olmak ister ki?
Düşük maaş, az iş imkanı ve belirsiz bir gelecek? Günümüz koşullarında kim mimarlık öğrencisi olmak ister?
Emma Tubbs, danışmanının ofisi önünde, beyaza boyanmış koridorda bir köşeye sinmiş bekliyor. Koridor, her biri portfolyosunu kucaklamış, geleceğin mimarı olacağını iddia eden öğrencilerle dolu. University College London, Bartlett Mimarlık Fakültesi’nde birinci sınıf öğrencilerin haftası. Mimarlık öğrencilerinin birinci sınıf haftası, ülke çapındaki tüm birinci sınıf öğrencilerininkinden daha yoğun geçer. Onlar, sadece kendi yatağını yapmak, 10 saniyede fondip yapmak gibi diğer sıradan birinci sınıf öğrenci işleriyle uğraşmazlar. Çoğu mimarlik fakültesinde öğrenciler ve danışmanlar seçim yapma işkencesi çeker, tıpkı Ejder’in Zindanı gibi; tek fark, burada ejder de korkar. Geçen gün danışmanlar, toplantı salonunda yapılan 20 dakikalık konuşmalarla öğrencilerin ilgisini çekmek için birbirleriyle yarıştılar. Şimdi, öğrenciler birbirleriyle istedikleri danışman için 48 saat içinde yer alan bir seri görüşme ile yarışıyorlar. Tubbs, görüşmeye girmek üzere. “Biraz ümitsizim diyebiliriz,” diyerek gülüyor. “Bu danışmanı gerçekten istiyorum,” diyor. Bartlett’in dördüncü ve beşinci sınıf öğrenci direktörü Nic Clear ise “Gözyaşı ile sonlanabilir,” diyor. “Danışmanlardan bahsediyorum,” diyor. Ya kimse onları seçmezse? Tüm yaz boyunca bunun endişesini taşıyorlar. Bu yeni mimarlık öğrencisi grubunun endişeli olmak için daha fazla nedeni var. Ekonomik durgunluk, yapı endüstrisini kırıp geçirdi. Mimarlar arasında işsizlik, diğer tüm mesleklere kıyasla daha çok. Mimari firmalar kırmızı alarmda. Norman Foster’ın firması bile zararını bir yılda 8.5 milyon Pound’dan 16.1 milyon Pound’a çıkararak ikiye katladı ve 400 çalışanını işten çıkarttı. Ben de 15 yıl önce, Bartlett’tan bir kriz zamanı mezun oldum. Yeterince kötü idi. Bu sefer, çok daha kötü. Üstüne üstlük, Britanya her zamankinden daha çok, hatta endüstrinin ihtiyacından çok mimar mezun ediyor. On yıl önce, Britanya üniversiteleri yılda 1000 mezun veriyordu. Şimdi ise 1400 mezun veriyor. Sadece Bartlett 90 kişilik kontenjana 1800 adayın başvurusunu alıyor. Geçen on yılda, beş yeni mimarlık fakültesi açıldı. Ve yedi yıl eğitimden ve onbinlerce Pound’luk eğitim kredisinden sonra, ortalama bir mezun yüzlerce meslektaşı ile, sayıca çok da fazla olmayan iş imkanı için yarışıyor. Dördüncü sınıf öğrencisi Tubbs, “en aşağılayıcısı, tüm bu öğrenimden sonra yıllık 20.000 Pound’un altında işe başlayan arkadaşlarımı görmek,” diyor. Yanında bekleyen David Melia ise ekliyor: Bir partiye gidiyorsunuz ve insanlar “Aa siz mimarsınız, çok para kazanıyor olmalısınız,” diyorlar!! Mimarlar için ortalama yıllık maaş doktorlardan ve dişçilerden az ve 40.000 ile 70.000 Pound arasında değişiyor. Tubbs, “mimarlığa para, düzen ve hayatınızın işi için başlamazsınız,” diyor. Lisans eğitimini sürdüren Laura Allen ise daha farklı bir yaklaşım sergiliyor ve “mimarlık, hala zengin ve özel eğitim alanlarca yönetiliyor,” diyor. O zaman, insanlar neden mimar olmak istiyor? Bartlett yöneticisi Iain Borden, “Muhteşem Tasarım” faktörüne önem veriyor. “Bugünlerde mimarlık daha görünür. Televizyondaki ikon projeler büyük bir faktör. Öğrenciler bu projeleri reklamlarda ve tatillerde görüyor. Norman Foster gibi isimler artık aileden birinin adı haline geldi evlerde,” şeklinde açıklama yapıyor Borden. Allen, “Foster ve Guggenheim Bilbao’ya, Santiago Calatrava’ya hayran 18 yaşında öğrenciler geliyor. Mimarlık biraz havalı ancak aynı zamanda da bir kariyer; böylece veliler de bundan hoşlanıyor. Herkes mutlu,” diyor. Tanıştığım öğrenciler, bu iddiayı kanıtlıyor. Çoktan seçmeceye, sınav merkezli sisteme şükür, bugünkü öğrenciler benim neslimden daha odaklanmış. 18 yaşındakiler bile Barlett diplomasının kendilerine iş piyasasında farklılık kazandıracağından bahsediyor. Üçüncü sınıf öğrencisi Alexander Holloway, “Okulda resim yaparken çok eğleniyordum ancak ressam olmayı istemedim. Sanat piyasası sulandı. Burada her hafta danışmanınızla buluşuyorsunuz. Bazı yerlerde dönem boyunca sadece bir kez görürsünüz. Sonuçta eğitim için ödeme yapıyoruz,” diyor. Allen, “Mimarlık öğrencileri diğer öğrenciler gibi değil. Onlar her zaman daha çok çalışır. Tipik bir öğrenci gibi yaşarken bulamazsınız onları. Haftada yüz saat çalışma çok normaldir. Oda arkadaşları onları sık görmez. Kendi evlerinde yabancıdırlar, çünkü stüdyoda günlerce sabahlara kadar çalışırlar,” diyor. Böyle de olması gerekir zaten diyor ve ekliyor: “Mimarlık kapsamlı ve geniş bir konudur. Sanatı ve bilimi biraraya getiren binalar, şehirler, peyzajlar ve sosyoloji ile ilgili son 200 yıla dair bilgileri öğrenmelisiniz. Mezun olmadan önce beş, altı tane tasarımı en ufak detayına kadar tamamlamalısınız. Sonra, nasıl bir mimar olunacağını öğrenmelisiniz. Bir takımı yönetmeyi, hukuku, işletmeyi ve kontratları öğrenmelisiniz. Bunları yedi yıldan kısa bir süre içerisinde yapamazsınız.” Artı yönünde, mimarlığın esnekliği desteklemesi vardır. Eksi yönünde ise, mimarların diğerlerinden hava geçirmez bir kutudaymış gibi farklı bir dünyada yaşamaları vardır. Allen, “Mimarlar, diğer mimarlarla evlenir,” diyor. Tıpta olduğu gibi mesele kibirdir. Bunu iyi yönetebilmelerinin sebebi, birim sisteminin samimiyetidir ki bu da bu haftaki seçimlerin asıl nedenidir. Öğrencilerin 15 kişilik “birim”lere bölünüp birkaç mimar tarafından yönetilme sistemi 1970′lerin başında Architectural Association tarafından, yüzyıllar öncesinin çıraklık sistemini taklit etme amacı ile başlamıştır. Seçimlerin bu kadar hararetli olmasının nedeni, hangi öğrencinin hangi danışmanla çalışacağının önemli olmasıdır. Clear, “Biriminiz, önünüzdeki birkaç yıl sizin hayatınız olacak. Onlarla çalışacaksınız, onlarla içmeye gideceksiniz, gecelerce onlarla tasarım yapmak için uykusuz kalacaksınız ve hatta mezun olduğunuzda muhtemelen onlarla çalışacaksınız,” diyor. Borden, “Birimler futbol takımlarına benzer. Hepsi aynı oyunu, farklı şekillerde oynar. Sadece tek bir tarafta yer alabilirsiniz. Sadakat önemlidir. Rekabet çok yoğundur,” diyor. Her birimin, tıpkı her mimarlık okulunun farklı değerleri olduğu gibi, farklı bir mimari yaklaşımı vardır. University of Bath gibi bazı okullar, mühendislik ve pratik beceriler üzerine yoğunlaşır. University of Cambridge gibi diğerleri ise mimarlık tarihi üzerinde inat ederler. Peki ya Bartlett? “Onlar çılgın şeyler yapar,” diyor dördüncü sınıf öğrencisi David Melia. “Bu, benim gibi insanların buraya gelme nedeni. Yaratıcılık,” şeklinde ekliyor. Clear, daha diplomatik bir yaklaşım sergiliyor ve “Öğrencilerin limitleri aşmasını teşvik ederiz, sorgulamalarını isteriz,” diyor. Bazıları organik formlara kafayı takmış ikonik mimarlığın artışından, Bartlett’ın yaratıcılığı teşvik etme adetini suçluyor. “Gerçek dünya”da, müteahhitler ve hatta bazı mimarlık ofisleri, mimarlık fakültelerini yaratıcılığa, pratik becerilerden daha çok önem vermekle suçluyor. Seçimlerde biraz oturup izlerseniz, bunların nereden çıktığını görürsünüz. Birimlerden birisi “sibernetik organizmalar için konsolosluk” tasarlayacak, diğeri ise tüketimi sorgulayacak bir oyuncak fabrikası tasarlayacak. Clear’ın kendi birimi J.G. Ballardian distopyasına ağırlık veren film yapımı üzerine yoğunlaşacak. Clear, bunların “esrarengiz uçta” olduğunu kabul ediyor. Bartlett’ın tüm birimleri meydan okurcasına deneyseldir. Geçen yılın çalışmaları, giriş holünde sergileniyor. Esrarengiz mekan kavramını içeren anime edilmiş filmler, “mekanı flulaştıran ve yoğunlaştıran komplike algoritmalarla tasarlanmış” gelişmiş bilgisayar çizimleri var. İnanılmaz çalışmalar! Hiçbiri sizin ya da benim, ön kapısı, çatısı olan gerçek bir bina olarak tanımlayabileceğimiz projeler değil. Geleceği Bartlett öğrencilerine bırakın ve, hepimiz mekanize edilmiş dev cılız kabuklu olarak zaman zaman odaklanan, araba enkazını andıran mekanlarda yaşıyor olacağız. Clear, “Onlara öncelikli olarak mekanı nasıl düşüneceklerini öğretmeliyiz,” diyor. Sağlık, sürdürülebilirlik, kültürler arası etkileşim gibi temalar, her derse destek veren “büyük zorluklar” var. Mimari derece aynı zamanda Britanya Mimarlık Kraliyet Enstitüsü ve Mimarlar Kayıt Kurulu tarafından belirlenen konulara da itaat etmelidir. Ancak her okul bunun nasıl yapılacağına kendisi karar verir, “ve onlara daha başka ne öğretebiliriz?” diye sorar. Yazılım becerileri, bilgisayar ortamında tasarım, hayal gücü ve sihir ile hiç yoktan bütünlüğü olan bir bina yaratmanın yolları… Borden, “mimar yetiştirmek, mimarlık ofislerine kalsaydı kimse İtalyan Rönesansı’nı öğrenemezdi, ancak sadece teklif dosyaları oluşturmayı öğrenirlerdi,” diyor. Bu yılın mezunlarını merak ediyorsunuzdur. Bartlett, birçoğundan daha iyisini yolcu etti. Nihayetinde, bir kısmı mimarlık yapmasa da, burası mimarlığın Oxbridge’i. Clear’ın mezun olan öğrencileri Björk ve Audi için tanıtım filmleri yapıyor. Deneysel Ünite 14′ten mezun olan Harry Parr ve Sam Bompas, A-list müşterilerine mimari jöleler yapıyor. Clear, “Biz, öğrencilere esnek ve iyimser olmayı öğretiyoruz. Eminim mimarların intihar oranı düşüktür, çünkü her zaman, bir sonraki proje vardır,” diyor. O zaman ne anlamı var? Sizi, üçüncü sınıf öğrencisi Alexander Holloway ile baş başa bırakayım: “Sonuç olarak ‘birşey başardım, birşey yarattım ve olduğu gibi benim,’ diye düşünüyorsunuz. Harika bir his.”
Mimarların Yeni Oyun Alanı: Ayakkabı Tasarımı
Mimarlık ve moda arasında sıkı bir ilişki olduğu çoğunlukla inkar edilemez bir gerçektir. Belki ayakkabı tasarımcıları bina tasarlayamazlar ancak mimarların ayakkabı tasarımında yavaş yavaş söz sahibi olduğu gözlerden kaçmıyor… İşte örnekleri…
Frank Gehry ve sanatçı oğlu Alejandro Gehry, Fransız ayakkabı markası J.M. Weston için yeni bir bot tasarladı. Mayıs ayında tanıtımı yapılan iki renkli, altı düğmeli bot, Prens Albert’in keşfettiği “balmoral” adı verilen 19. yy tasarımını andırıyor. Ayakkabının tamamı siyah olan bir modeli daha bulunuyor.

Geçen yıl ise Brezilyalı ayakkabı markası Melissa, Zaha Hadid tasarımı yüksek topuklu bir ayakkabıyı pazara sürmüştü. Ayakkabının asimetrik şekilde yükselen formu, tek bir ablmumu parçasının yukarı doğru şekillendirilmesinden oluşuyor.


Temmuz ayında Lacoste da Zaha Hadid tarafından tasarlanan ve sınırlı sayıda üretilen deri kadın ve erkek botlarını tanıttı. Ayakkabı, timsah kuyruğu gibi bacakta yükseliyor. Bunun için Hadid’in tasarım ekibi, genellikle model yapmada kullandıkları hızlı-prototip teknolojisini kullanmış. Hadid Lacost için spor bir ayakkabı da üretti.


Rem Koolhaas’ın da yeğeni olan mimar Rem D. Koolhaas, 2003 yılında kurulan ayakkabı şirketi United Nude’ün kurucularından. Bugün aralarında ultra yüksek, blok taban ve “eamz” taban da olmak üzere 3 düzine değişik model sunuyor.


1944 yılında “Giysiler Modern midir?” kitabından esinlenilerek Modern Sanatlar Müzesi’nde bir sergi gerçekleştirilen mimar Bernard Rudofsky, 1947’de kendisi ve karısına ait sandalet şirketi Bernardo’nun ayakkabılarını tanıttı. Şirket çalışmalarına halen devam ediyor.

7 yıl mimarlık alanında çalışan Şikago’lu ayakkabı tasarımcısı ve üreticisi Annie Mohaupt 2005 yılında Mohop Shoes’u açtı. Mohaupt, “mimarinin kesinlikle formların etkin biçimde çalışmasını etkilediğini” dile getiriyor ve hatta eski işinde kullandığı malzemeleri de koleksiyonuna ekliyor.



Yazı ve Görseller: ArchRecord
Çeviri: Mimdap